İnsanları fikir ayrılıkları değil, üslup ayrılıkları ayırır.
Bir fikre katılmayabilirsiniz, hatta tam tersini savunabilirsiniz. Ama bunu nasıl söylediğiniz, ne söylediğinizden daha önemli olabilir. İnsanlar genellikle fikirlere değil, üsluplara tepki verirler. Çünkü fikirler gelişebilir, düşünceler değişebilir ama hissettirdikleriniz uzun süre hafızadan silinmez. Kaba sözler, en güzel fikri bile değersiz kılar.
Bir kahve sohbetinde, bir iş toplantısında ya da aile yemeğinde fark etmez… Eğer biri sizi anlamak yerine yargılamaya, dinlemek yerine aşağılamaya yönelirse, siz de ister istemez savunmaya geçersiniz. Oysa tatlı bir dille söylenen bir söz, en sert gerçekleri bile daha kabul edilebilir kılar.
Bir köprü kurmak mı, duvar örmek mi?
Fikirler, birbirine zıt olsa bile, insanların birbirini anlama ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Fakat kırıcı, kibirli ya da alaycı bir üslup, en uyumlu iki insanı bile düşman haline getirebilir. Bir fikri savunurken, kullandığınız dil bir köprü inşa edebilir ya da karşınızdakinin size duvar örmesine sebep olabilir.
Siyasette, iş ortamında, sosyal medya tartışmalarında ya da günlük hayatımızda bunu sürekli görüyoruz. Aynı konuyu savunan iki kişiden biri sözleriyle insan kazanırken, diğeri sadece tartışma yaratıyor. Bu farkı yaratan tek şey üslup.
Sadece ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de bizim kimliğimizdir.
İnsanlar sizi sadece düşüncelerinizle değil, bu düşünceleri ifade etme şeklinizle de hatırlar. Sert, keskin, sivri dilli bir kişi olarak da, anlayışlı ve nazik biri olarak da akıllarda kalabilirsiniz. Hangisini seçtiğiniz, çevrenizdeki insanların sizinle olan ilişkisini de belirler.
O zaman ne yapmalıyız?
· Dinlemeyi öğrenmeliyiz. Karşımızdakini anlamadan, hemen tepki vermek yerine, önce gerçekten ne söylediğini kavramaya çalışmalıyız.
· Kendi fikirlerimizi saygılı bir şekilde anlatmalıyız. ‘Sen yanlış düşünüyorsun!’ yerine ‘Ben bu konuya şöyle bakıyorum.’ Demek büyük fark yaratır.
· Empati kurmalıyız. Karşımızdaki kişiyi sadece fikirleriyle değil, bir insan olarak görebildiğimizde daha yapıcı olabiliriz.
· Kendi üslubumuzu zaman zaman gözden geçirmeliyiz. Bir tartışma sonrasında ‘Benim üslubum karşı tarafa nasıl hissettirdi?’ sorusunu kendimize sormak gelişimimize katkı sağlar.
Mevlana’nın da dediği gibi ‘Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir.’
BURCU VAYVADA
Çocuk Ergen Aile Danışmanı