“Süt Döken Ülkede Et Açığı Olur Mu?”

0
288

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği( TÜRKİYEMBİR) Başkanı Ülkü Karakuş’a göre yeni doğmuş buzağı ve kuzu ölümleri önlenirse ithalat biter.

Karakuş, her yıl ithal edilen hayvan sayısı kadar yaklaşık 400 bin buzağı ve kuzu gibi yeni doğmuş hayvanların öldüğüne, bu ölümlerin engellenmesi halinde bile ithalata ihtiyaç kalmayacağına, mevcut açığın önemli bir kısmının kapatabileceğine dikkat çekti.

Dünya’ya konuşan Karakuş, “Süt döken ülkede et açığı olur mu?”, “Türkiye yeniden et ithal etmeye doğru gidiyor”  ifadelerinin hatırlatılması üzerine, “Sütün döküldüğü yerde et açığı olur mu derken, damızlık seçiminin yanlışlığından bahsediyorum.Ülkemizde hayvancılığın sürdürülebilir olarak yapılabilmesi için süt fiyatının stabil olması ve üreticinin tatmin edici fiyattan ürününü satabilmesi lazım. Süt üreticisi para kazanacak ki hayvan beslemeye devam etsin. Aksi takdirde hayvanını elinden çıkarır ve kesime gönderir.” dedi.

ETTE SORUN YAPISAL

Karakuş’un açıklamaları şu ifadelerle devam etti:

Türkiye’de yapısal sorunu çözmeden, olayı sadece fiyat açısından değerlendirip et ithalatı yapıldığında, olay yine hüsranla sonuçlanacaktır. Bunu değişik zamanlarda sürekli tekrar ediyorum, ithalat yoluyla et fiyatlarının düşürülmeye çalışılması, yurt içinde bunu üretme potansiyeli bulunan yetiştiricilerin, sistem dışına çıkması yani üretimden uzaklaşması anlamına gelecektir.

Şunu da belirtmekte fayda var ki biz dışarıdan gelen karkas ete de kasaplık hayvana da kesinlikle karşıyız. Hangi koşulda olursa olsun, et ve kasaplık hayvan ithalatı Türkiye için çok büyük sıkıntı doğurur. Geçmiş örnekleri göz önünde bulundurduğumuzda, et fiyatının pahalı olduğu ve bunun ucuzlatılması gerekçesiyle ithalatın yapıldığı dönemlerin hiçbirisinde fiyat düşmemiştir.

Üstelik bir de pahalı et ne demek? Onun da üzerinde durulması lazım. Et fiyatı Avrupa ile karşılaştırılıyor. Oysa Avrupa’nın yüzde 60’ı kırmızı et ihtiyacını domuz eti ile karşılıyor. Yani Avrupa ile Türkiye arasında et fiyatını karşılaştırmak, elma ile armudu toplamaya benziyor. Burada asıl olan unsur asgari ücretin ve dolayasıyla alım gücünün düşüklüğüdür. Bizde asgari ücretle 30 kg et alınabilirken, ekonomisi bitti denilen Yunanistan’da 500 kg et alınabiliyorsa bu konuyu bir kez daha oturup düşünmek gerekir. Üstelik genel olarak tarım ürünleri fiyatını karşılaştırırsak, et dışında domates, biber gibi sebze meyveyi Avrupa bizim 3-4 katımız fiyata tüketiyor.

Sonuç olarak, tekrar etmek gerekirse et fiyatı yüksek diye ithalat yaparak politika oluşturmak, bizi çıkmaz sokağa düşürür. Bugünkü satış fiyatlarıyla 22 liraya üretici gerçekten zarar ediyor.” dedi.

Kaynak: Businessht