Denizli Düşünme Kulübü / Prof. Dr. Bülent Topuz / 23.09.2018

0
410

Eleştirel bakışın tükenmeye yüz tutuğu şehrimizde Denizli Düşünce Kulübü çölde bir vaha gibi ortaya çıktı. Üniversitenin kampus alanının yamaçlarına seyir terası yapılması, altyapı çalışmalarında aksamalar vb. konulara dikkat çeken, soran, sorgulayan bir platform ışığı yaktı. Yakından takip etmeye ve katkı vermeye çalıştık tabii..

Ancak kısa sürede toplumumuzun henüz eleştirel kültürü yaşamanın çok uzağında olduğunu yaşayarak gördüm. Henüz toplumumuzda eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bilmeyen bir kesim var ve maalesef bu kesim bu tür platformları işgal etmeye pek hevesliler. Hakaret kavramı ile eleştiri kavramı birbirine teğet bile geçmezken, bu iki kavramın birbiri yerine kullandıklarına şahit oluyoruz. Bu hali ile bu platformun ömrünün fazla uzun olmayacağını düşünüyorum. Örneğin ben uzak durmayı yeğleyeceğim.

***

Şu kafası berrak olan insanlara gıpta ediyorum, dünyaları siyah ve beyaz şeklinde gayet net. Hayatlarında gri tonlar ve renkler yok. Ben her meselenin olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü yönleri olabileceğinden kendimi bir türlü kurtaramıyorum. Böyle düşündüğünde hemen damgalanıyorsun. Neymiş efendim, ne şiş yansın ne kebap tarzıymış bu. Hazret şişi de kebabı da yakıyor ama olsun maksat üzüm yemek değil ki; bağcıya haddini bildirelim, konuştuğuna yazdığına pişman olsun.

Ben geçen haftaki yazımda üniversitenin sırtlarına yapılan seyir terası ile ilgili tartışmaları vesilesi ile orman, tarım toprağı ve insan ilişkisi konusunda genel fikrimi belirttim. Bu teras fikrine ne destek oldum, ne de karşı çıktım. Çünkü ayrıntısını bilmediğim bir konu.

***

Bu toplumun eleştiriye tahammülsüzlüğünden ben de yakınıyorum. Ama eleştiriyorum diye kişilik haklarına saldırmak doğru değil.

Bilimsel metodolojiye göre eleştirinin üç basamağı vardır. İlk basamağında fikir, sorun, proje, icraat paylaşan kişiye, kuruma bu paylaşım için teşekkür edersiniz. Edersiniz ki paylaşıma devam etsin eleştiriye açık olsun tartışma ortamı oluşsun, doğrusu bulunsun. İkinci basamağında eleştirinizi gerekiyorsa en sert tonda ama kişilik haklarına saldırmadan yaparsınız. Son basamakta muhatabınızın eleştirinizden etkilenme ihtimali üzerine umudu besleyen bir cümle ile bitirirsiniz…

Yazının girişinde kaybolmaya yüz tutan eleştirel bakış derken sadece eleştirenlerin azalmasını değil, üslubun bozulmasını da dikkat çekmek istedim. Yanı eleştiri kültürü varlığını yozlaşarak sürdürmeye çalışıyor. Bu hali ile kaynağı ve sebebi ne olursa olsun gerilime hizmet eder. Bu gidiş iyi değil…

‘Prof. Dr. Bülent TOPUZ’