Çocuklarımız Kalabalıkların İçinde Kayıp / Prof. Dr. Bülent TOPUZ / 02.02.2018

0
446

Çocuklarımızın gelişimi bakımından ilköğretim çağları çok önemli. Bu çağlarda öğrenmenin tadına varabilirlerse arkası gelir. Kendilerini bu çağlarda tanıyor ve buluyorlar. Ergenliğe ulaştıklarında artık kimliklerini ortaya koyma ve orijinal olma kaygısı başlıyor. Ergenliğe kadar geçen dönemde ne biriktirdi iseler, ergenlikte bu birikim üzerine bir kimlik inşa ediyorlar.

Cumhuriyet kurulduğunda okumuş insan sayısı oldukça düşüktü. Yaygın ve örgün eğitim ile okumuş insan sayısını artırmaya çalıştık. Bu dönemde en temel kaygı, bir fazla insanımıza ulaşabilmekti. Cumhuriyetin istediği nesiller yetiştirebilmek adına dış disipline önem verdik. Cumhuriyeti seven, sağlıklı ve devletine karşı özverili nesiller yetiştirmeye çalıştık. Başarılı  da olduk hani ama günümüze doğru gelen süreçte devranın değiştiğini biraz ıskaladık. Bu süreçte iki belirgin hata yaptık. Birincisi, örgün ve yaygın eğitimde göstermiş olduğumuz başarıyı işin temeli değil de işin aslı, ulaşılmak istenen nihai hedef gibi aldık. İkincisi, yola çıktığımızdaki dünyanın koşulları ile günümüz koşulları arasındaki gelişim ve dönüşümün farkını göremedik. Öyle ki, hala örgün ve yaygın eğitim, dış disiplin, devlete karşı fedakar nesiller peşindeyiz. Biraz sert olacak ama biz hala sürü yetiştirme derdindeyiz. İşin acı tarafı çok önem verdiğimiz dış disiplin açısından giderek artan bir sorun ile karşı karşıyayız. Eğitim öğretim çağındaki şimdiki nesiller şiddet, uyuşturucu, tembellik bakımından geçmiş nesilleri aratır durumda.

Eğitim öğretimin sorunları bakımından devlet ve özel okullar arasında bir ayrım yapamıyorum. Her işimizde olduğu gibi eğitimde de iyilik anlayışımız büyüklükle ilgili. Devasa binalar, kalabalık öğrenci sayıları, yüksek rakamlı kayıt ücretleri iyilik kriteri olarak görülüyor.

Lafı getireceğim yer şurası ki, bu toplumun bireylere ihtiyacı var. Birey olmak özgün olmak demektir. Dış disiplin ile zoraki hizaya getirilmiş, yada gelmiş gibi davranan nesiler demek değildir. Bireyin kendi iç disiplini vardır. Öğretmenleri , arkadaşları ve ailesi ile ilişkilerinde sevgi ve saygı esastır. Zira birey, varlığı tanınan saygı gören kişi demektir ki, bu aynen kişilik özelliklerine geçer ve kişi bu özelliğini yansıtır.

İnsanı birey yapan; kendisini diğerlerinden ayırt eden özelliklerinin ve yeteneklerinin öncelikle kendisinin farkında olması, bu özelliklerini sergilemekten çekinmemesi, ve bu hali ile kendisinin sevilmesi ve saygı duyulmasıdır.

Eğitim öğretim sistemimiz bu gerçek üzerine temellenmelidir.

Prof. Dr. Bülent TOPUZ