Gülten Yengem Göçtü / Prof. Dr. Bülent TOPUZ / 23.10.2017

0
584

Gülten yengem; cumhuriyet kadını, eğitim sevdalısı, hayırsever, annemin dayısının gelini vefat etti. 92 yaşındaydı ama bilinci hep yerindeydi. Son birkaç  güne kadar kitap gazete okudu, bazı cümlelerin altını çizdi. Yüzü hep güldü. Son zamanlarında kalp yetmezliği, enfeksiyon ve muhtemelen barsak kanserine bağlı uzak metastazı vardı. Hastaneye gitmek istemedi. Hepimizi bekleyen sona doğru giderken, evinde, evlatlarının sesini ve soluğunu hissettiği bir ortamda veda etmek istedi. Dostları ile vedalaşma fırsatı oldu. Vefatında iki gün önce; ziyaretimden memnun, konuşmaktan yorulduğunu belli etmemeye çalışan bir hal içinde idi. Aklımda öyle kalacak…

Fettah dayım Lise Caddesi üzerindeki asker pazarı adında küçük bir dükkan işletirdi. Şimdi oğlu Gökhan Abim tarafından işletilen bu dükkanın bulunduğu devasa apartmanın yerinde bir avlu içinde iki ev vardı. Bu iki evin ortasından içinde suyu eksik olmayan bir ark akardı. Bayramlarda elini öpmeye giderdik, Yengemin ve Fettah dayımın. Diğer akrabalara göre fazla para verdikleri için çocuk aklımda müstesna bir yerleri vardı. Ne yaptığımızı, kaçıncı sınıf olduğumuzu, ne olmak istediğimizi, meraklı meraklı sorarlardı. Hep söylediği; “Bunların aklı annelerine çekmiş” sözü kulaklarımda çınlayıp duracak…

Gülten yengemi babasından bahsetmeden tanımlamak eksik olur. Fahri Akçakoca; cumhuriyeti kuran iradenin Denizli’ye yansıyan parçası. Kurtuluş Savaşı yıllarının cephe hatlarındaki bir numaralı casusu. Salihli’de cephane yüklü Yunan trenibi havaya uçuran bir vatansever. Cumhuriyetin ilanından sonra çeşitli kamu görevlerinde bulunmuş ve bir dönem milletvekilliği yapmış. Denizli’nin tarihi ve kültürünü ilgilendiren 8 kitap kaleme almış: 1-Öztürk Adları 2-Denizli’de Köy Düğünleri ve Zeybek Oyunları 3-Pamukkale Suları 4-Laodikya 5-Küçük Denizli Tarihi 6- Denizli Vilayeti’nde Dokumacılık 7-Harekat-ı Milliye’de Denizli ve Denizli Vak’ası. 8-Çürüksu Vadisi’nde Ölmüş Şehirler. Ayrıca casusluk yıllarının hatıratını da yayınlar. Okuma yazma bilen her bir bireyimiz bu kadarını yapabilse idi, şimdi farklı bir yerde olurduk hiç kuşkusuz.

Fahri Akçakoca’ya da büyük dayım gibi bir dünür yakışırdı herhalde. Dokuz sene askerlik yapmış telgraf memuru, Zeyve/Akkent’in en aydın, en entelektüel insanı; Ali Rıza Türköz. Büyük dayım ömrünün son günlerine kadar gazete ve kitap okudu. 1974 yılında şahit olduğum kişisel kütüphanesi kasabanın ortaokulununkinden daha zengindi. Okulda hayat ansiklopedisi serisi yoktu örneğin. Karıştırmam yasak olmasına rağmen altını üstüne getirdiğim bu kütüphanede kazandım belki de okuma alışkanlığını.

Gülten yengem ve aile eğitim aşığı idi. Çamlık mahallesinde villalar yapılmaya müsait arsalarını bir anaokulu yapılması için bağışladılar. Fahri Akçakoca Ailesi tarafından dedeleri anısına yapılan Fahri Akçakoca Anaokulu, 1997’de öğretime başladı. Okul da bu hayırsever aileyi daima hatırladı. Kah Fahri Akçakoca’yı anma günü düzenlendi, kah onun adına ödüller verildi. Tabii sadece okulla sınırlı değildi hayırseverliği. Üniversitemizin yok yıllarında kas testleri yapılan sofistike bir alet bağışlamıştı. Hala Fettah-Gülten Türköz adına bir odada hizmet verir. Mehmetçik vakfından başka bir kurum tanımazlardı kurban bağışı için. Son yıllarda PASVAK’A yönelmişlerdi. Bu vesile ile en azından bayramdan bayrama PASVAK’DA görüşür olmuştuk.​

İlbade mezarlığına defnedildi. Eşi, Fettah dayımın yanına. Artık defin işlemlerine kapalı olan bu mezarlıkta, otuz yıl önce kaybettiği eşinin mezarına defnedilmek için özel izin alındı. Bir tarih, bir tarihi mezarlığa defnedilmiş oldu. Allah rahmet eylesin, cenneti ile mükafatlandırsın inşallah.

‘Prof. Dr. Bülent TOPUZ’